İşitmenin Subjektif Değerlendirilmesi

Bu testler hastanın işitmesinin durumu ile ilgili hızlı bilgi verebilecek ve poliklinik şartlarında yapılabilecek basit objektif olmayan testlerdir.

FISILTI TESTİ

En basit işitme testidir. Hastanın tek kulağı kapatılır (ıslak pamukla tıkanır), 6-7 metreden basit heceli kelimeler fısıldanır ve hastanın tekrar etmesi istenir. Bu testi yaparken hastanın dudak hareketlerini görmemesi gerekir. Fısıltı testinde hasta kelimeleri işitiyorsa, işitme 30 dB’lik normal sınırlar içindedir. Fısıltı testinde işitmeyen hastanın işitme kaybının türü ve derecesi hakkında bu testle bilgi sahibi olunamaz ve kesin güvenilir bir test değildir.

DİAPOZON TESTLERİ

Hastadaki işitme kaybının varlığı ve tipi hakkında çok yararlı bilgiler verir. Ancak bunlar subjektif değerlendirmelerdir, hastaların çok iyi kooperasyonu gereklidir ve hastanın vereceği cevaplara dayalı değerlendirmeler olduğundan sonuçlarda belirsizlik ve simülasyon olasılığı vardır. Ayrıca bu deneyler hastada mikst tip işitme kaybı varsa güvenilir sonuç vermeyebilir, ancak saf iletim veya saf sensörinöral işitme kaybı durumlarında sağlıklı yorumlar yapılabilir. Diapozon deneylerinde kullanılan diapozonların frekansları 128’in katları şeklinde artar (128, 256, 512, 1024, 2048 Hz). Ancak 128 Hz. diapozonda ses duyulmasa da vibrasyon algılanabildiğinden hatalı değerlendirmeler yapılabilir. Rutin olarak kullanılan 512 Hz’lik diapozondur. Diapozon sapından tutularak metal olmayan sert bir zeminde (genellikle dizde) veya parmaklar arasında sıkıca tutulup çekilerek titreştirilir.

Hangi diapozon deneyi yapılacaksa hastaya o deneyle ilgili ayrıntılı ancak basitçe bilgi verilmeli, hastanın kooperasyonu sağlanmalıdır. KBB pratiğinde en çok uygulanan diapozon testleri şunlardır: 1. Rinne testi: Bir kulakta iletim tipi işitme kaybı varlığını araştırmak amacıyla, o kulağın işitmesinin kemik ve hava yollarından karşılaştırılması esasına dayanan bir diapozon testidir. Önce titreşen diapozonun dip kısmı mastoid çıkıntı üzerine konur (bu şekilde kemik yolu ile olan iletim ölçülür) ve hastadan sesi işitmez olduğunda haber vermesi istenir ve bu arada süre tutulur. Hastanın kemik yolundan işitmesi bittiğinde diapozon DKY’nun 1 cm kadar önüne yaklaştırılır (bu esnada hava yolu ile olan iletim ölçülmektedir) ve hastaya sesi duyup duymadığı sorulur. Duyuyorsa yine duymaz olana kadar süre tutulur.

Değerlendirme şu şekilde yapılır:

>Normal işitme: Sağlıklı bir kulakta kemik yolundan işitme bittiği halde hava yolundan işitme devam eder, buna Rinne pozitif denir. Bu durumda hava yolu kemik yolundan uzundur. Hava yolu ile olan iletim kemik yolu ile olan iletimin iki katı kadardır. Buna göre; normal bir kişinin, DKY’ndan diapozon sesini, mastoid üzerinde duyduğu süre kadar daha algılaması gerekir.
> İTİK: Kemik yolundan işitme bittikten sonra hasta diapozonun sesini DKY önünden duyamazsa yada duyma süresi kısalmışsa buna Rinne negatif denir. Hava yolu kemik yolundan uzun değildir ve hava yolunda bir azalmayı (iletim tipi işitme kaybını) gösterir.
>SNİK: Sensörinöral işitme kaybı durumlarında da Rinne pozitifdir. Ancak tek taraflı total veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan hastalarda Rinne testinin kemik yolu fazında diapozonun sesi kemikten karşı kulağa iletilebilir. Daha sonra DKY önüne getirilen diapozon hastadaki çok şiddetli işitme kaybı nedeniyle duyulamayacağından deneyin sonucu ‘Rinne negatif’ olarak değerlendirilebilir. Bu durum “Yalancı Rinne negatifliği” olarak ifade edilir. Bu nedenle iki kulak arasında büyük işitme farklılığı şüphesinde, sağlam kulak maskelenmelidir. Hem hava yolu ile hem de kemik yolu ile olan işitme azalmışsa hava yolu/kemik yolu oranı bozulmamıştır. Bu duruma patolojik Rinne pozitif denir.

2. Weber testi: Hangi kulakta ne tip bir işitme işitme kaybı olduğunu araştırmak amacıyla her iki kulağın kemik yolundan işitmesinin karşılaştırıldığı bir testtir. Diapozon titreştirildikten sonra kafatası üzerinde orta hatta bir noktaya (alın, glabella, burun kökü, ön dişlerin ortası) yerleştirilir ve hastaya sesi nereden duyduğu sorulur. Sonuçlar; diapozon titreşiminin işitildiği yöne doğru “Weber ortada, sağa veya sola lateralize” şeklinde belirtilir. Tek taraflı sensörinöral işitme kaybı olan hastalar sesi iyi işiten kulaklarından, tek taraflı iletim tipi işitme kaybı olan hastalar ise sesi patoloji olan kulaklarından duyarlar.

  • Normal işitme: İşitmesi normal olan bir kişi, diapozon titreşimini orta hatta duyacaktır. Hasta bunu kafasının üstünden ya da kafasının heryerinden diye tanımlar. Ayrıca her iki kulakta da eşit oranda işitme kaybı varsa (sensörinöral veya iletim tipi) Weber yine ortadadır; ancak titreşimin işitilme süresi kısalmıştır.
  • SNİK: Şayet tek kulakta SNİK varsa, kemik yolu ile olan iletim kısalacağı için, hasta diapozon titreşimini sağlam kulağı ile duyar. Bu durum “Weber sağlam kulağa lateralize” olarak belirtilir. Her iki kulakta sensorinöral işitme kaybı olan durumlarda, Weber işitmesi daha iyi olan tarafa doğru lateralize olur.
  • İTİK: Tek taraflı İTİK olan kişiler, diapozon titreşimini hasta kulakları ile duyarlar. Bu durumda Weber hasta kulağa lateralize olur. Bunun nedeni şöyle açıklanabilir; dış ortamda normalde 30 dB civarında olan fon gürültüsü mevcuttur. Bu ses hasta kulakta iletim tipi işitme kaybı nedeni ile algılanamaz, buna karşın normal kulakta maskeleyici etkiye yol açar.

Bu şekilde maskelenmeyen taraf olan hasta kulak titreşimi daha iyi duyar. Hasta kulaktan daha iyi duyma hasta için şaşırtıcı olabilir, bu nedenle yanıltıcı bilgi vermemesi için test öncesinde bilgilendirilmelidir. Her iki kulakta iletim tipi işitme kaybı olan durumlarda, Weber işitme kaybının daha fazla olduğu kulağa lateralize olur.

Yazar Hakkında
Toplam 10 yazı
Van gogh'un Kulağı
Van gogh'un Kulağı
Yorumlar (1 Yorum)
Pingback: Odyolojide: Serebral Palsi ve İşitme Kaybı | MEtokondri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara