Saf kelime sağırlığında işitsel anlama bozulmuştur dolayısıyla konuşma algılanamaz. Bu durunda lezyon, bilateral superior temporal girusun medialini ve posteriorunu tutar ve beyaz maddeye de uzanır. Kimi zaman Heschl girusa kadar uzanır. Yani işitsel işlemlemenin yüksek seviyeli süreçlerini tutar.

Saf kelime sağırlığında işitsel anlama bozuktur ama yazılı dilin anlaşılması sorunsuzdur. Wernicke afazisinde olan şey, tek taraflı şiddetli superior temporal girus ve superior temporal sulkus lezyonudur. Sözcüklerin sözcük altı temsillerini (fonolojik temsillerini), sözcük seviyesindeki temsillere haritalayamama söz konusudur. Hasta hiçbir modaliteden yararlanamaz. Saf kelime sağırlığı olan hasta ise görsel modaliteden yararlanabilir.

İşitsel işlemlemede sağ ve sol hemisfer arasında şöyle bir farklılık olabilir. Sol hemisferdeki alanlar, hızla değişen fonemleri entegre etme (20-80 msn.) ile uğraşırken, sağ hemisfer yavaş değişkenleri entegre eder. Örneğin /kask-kast/ sözcüklerinde sol hemisferin aktivasyonu ön planda iken hece vurgusu söz konu ise sağ hemisferin rolü daha fazladır. Sol superior temporal sulkus, fonemik, non-fonemik seslerin ayrımında rol alır. Ayrıca superior temporal sulkus, konuşan kişinin ağzını izlerken işitsel-görsel entegrasyonda da görev alır. Başka bir deyişle sol hemisferde hassas derecelerde fonemik ayrımlaştırmalar yapılırken sağ hemisferde hecelerin işlenmesi ön plandadır.

Çevresel sesler, superior temporal girusun laterali ve superior temporal sulkusun medialinde parçalara ayrılıp birleştirildikten sonra iki farklı yol izler. Bu yollardan biri ‘Dorsal yol’ diğer ise  ‘Ventral yol’ dur. Görsel sistemde Dorsal yolun ‘Nerede Yolağı’ ventral yolun ise ‘Ne yolağı’ olarak adlandırıldığını hatırlayalım. Görsel sistemde ventral yolakta cismin ne olduğu bilgisi inferior temporal alanda işlenir. Hasarlandığında hasta gördüğü nesneyi tanıyamaz. Örneğin bir kalem gösterilip bu nedir diye sorulursa hasta tanıyamaz ancak eline alıp dokunduğunda bu bir kalem diyebilir. Çünkü dokunma duyusu sağlam olduğu için, dokunma duyusundan ipucu almış olur. Dorsal sistem ise parietal lobdan frontal alanlara doğru bir gidişat izleyerek cismin gözlerle takip edilmesini sağlar. Bu yolla cismin nerede olduğu bilgisine ulaşılır. Eğer bu yol hasarlanırsa, gözler yakalama hareketi yapamaz, optik ataksi eşlik eder. Eğer bakışlarını odaklamayı becerip nesneyi görürse hemen tanır çünü ventral yol sağlamdır.

Yine görsel sistemdeki dorsal yol hasarlanırsa hastanın görsel-motor bütünleştirme becerisi de hasarlanacaktır. Yani hasta artık nesnelere göre uzuvlarını pozisyonlayamaz hale gelebilir. Örneğin sandalyeye oturması gerekiyorsa hasta dizlerini uygun açıda bükemez ya da kalçasını oturma pozisyonuna getiremeyebilir.  Yani dorsal ve ventral yol selektif olarak hasarlanabilir. Bu bilgi işleme süreci, işitsel sisteme nasıl entegre edilir? Görsel sistemdeki gibi ventral ve dorsal bilgi akışının işitsel sistemde de var olduğu ortaya konmaktadır. Görsel sistemdeki kadar detaylı anlaşılamamış olsa da ‘Ne’ ve ‘Nerede’ yolağı konuşmanın anlaşılmasında da çalışılmıştır. Örneğin söylenilen sözcüklerin ne olduğunu anlama ‘Ne’ yolunun yaptığı bir işse, nasıl söylendiği yani işitilen ifadenin tekrar edilebilmesi ‘Nerede’ yolağının yaptığı bir iş gibi görünmektedir.  Konuşmanın erken kortikal evreleri hatasız tamamlandıktan sonra iki yol izlediğini belirtmiştik. Biri fonolojik temsilleri leksikal semantik sisteme haritalamak diğeri ise fonolojik temsilleri motor-artikülatör temsillere haritalamaktır. Yani ventral ve dorsal süreçlerin yaptığı işler, sözcük-resim eşleme ve işitsel işlemleme ile fonemleri belirleme ve ayrımlaştırma olarak iki ayrı çatı altında ele alınabilir.

Örneğin ;

Tek sözcük anlama ve fonem ayırt etme ile ilgili yapılan bir çalışmada bir grup afazi hastasına bir hedef sözcük verilip birkaç çeldirici arasından işaret etmesi istenmiştir. Çeldiriciler semantik ilişkili çeldirici, fonemik ilişkili çeldirici ve ilişkisiz çeldiricilerdir. Ayrıca hastalardan /Pil/, /Bil/, /Kil/, /Fil/  gibi sözcüklerinde fonemleri ayrıştırmaları ve ard arda söylenen iki sözcüğün aynı mı farklı mı olduğuna karar vermeleri istenmiştir. Hastalardan bazıları sözcük gösterme görevini başarıyla yapmış ama /kat/ ve /kot/ sözcükleri arasındaki fonemik farklılığı saptayamamıştır. Diğerlerinde ise işitsel ayırt etme basamağını kusursuz yaparlarken, tek sözcük anlamaları hasarlıdır. Bu iki duruma ventral ve dorsal yolların ayrı ayrı hasarlanmasının neden olabileceği öne sürülmüştür. Tek sözcük anlama ventral yolun işidir, fonem diskriminasyonu ve tekrar etme ise dorsal yolun işidir.