Beyin Plastisitesi: İşitme Kayıplı Çocuklarda Kritik Dönem

Beyin Plastisitesi: İşitme Kayıplı Çocuklarda Kritik Dönem

İşitme Kayıplı Çocuklarda Kritik Dönem

Beyin Plastisitesi: İşitme Kayıplı Çocuklarda Kritik Dönem

Beyin plastisitesi kavramı; genel hatlarıyla gelişim psikolojisi alanında, bireylerin çoğunlukla çocukluk dönemindeki kazanımlarını ortaya koyarken üzerinde durduğumuz bir kavramdır. Gerçekte “beyin esnekliği” olarak tanımlamak mümkün. Bireylerin deneyimleri ve yaşantılarıyla sinaptik bağlantıların yeniden düzenlenmesi ve işlevlerin tekrar kazanılmasını sağlayan bir özelliktir. Beynin bu özelliğinden en çok çocuklarda bahsetmemizin sebebi, bu sürecin çocuklarda hatta yeni doğanlarda ve bebeklerde daha hızlı ilerlemesidir. Yapılan araştırmalarda; çocuğun beyin gelişiminin olağanüstü büyüme gösterdiği görülmüş. Şöyle ki; yeni doğan bir bebek yetişkin beyninin dörde biri ağırlığında bir beyne sahipken, birkaç ay içerisinde yetişkin beyin ağırlığının %80 ine ulaşmaktadır. Bu dönemde de çocuğun beyin gelişimi çevre ile etkileşimi sonucu şekillenir. Bu sebeple bu dönem çocukları yani 0-12 yaş aralığı çocukluk dönemini tasvir ederken çocuğun beynini yoğurulmaya müsait oyun hamuruna benzetiriz. Zaten plastisite kavramı sanatta; “şekillendirilebilen, yoğrulabilen” anlamı da taşımaktadır. İnsan beyninde meydana gelen bu sinaptik bağlantıların plastisitesinin yaşam boyu devam ettiği kabul edilir. Fakat en aktif olduğu zaman yaşamın ilk yıllarıdır(Garate ve Lenihan,2016; Santrock,2010).

Beyin Plastisitesi: İşitme Kayıplı Çocuklarda Kritik Dönem

Kritik dönem, çocukluk döneminde üzerinde durduğumuz bir kavramdır. 0-12 yaş aralığını çocukluk olarak kabul edersek bu süreci anlamlandırmamız daha kolay olacaktır. Kritik dönemde duyuların ve algıların iyi bir alt yapıyla şekillenmesi bu dönem kazanılan deneyimlerle doğru orantılıdır. Bu şu anlama gelir; aynı genetik ve anatomik şansta doğan çocukların birbirlerinden farklı 2 birey olması kaçınılmazdır. Bu konuda birçok farklı araştırma mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de kritik dönemde kendi evinde büyüyen çocuk ve doğduğundan itibaren yetimhanede büyüyen bir çocuğun beyinlerinin PET görüntülerinin yayınlandığı bir çalışmadır. Kendi evinde büyüyen çocuğun aile ve çevresiyle olan etkileşiminden kaynaklı deneyimleri daha fazla olduğundan,yetimhanede büyüyen çocukla beyin faaliyetleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. (*)

Kritik dönemin etkileri çocuklarda birçok etkinlik, oyun, bilinçli ebeveyn, fazla akran etkileşimi gibi destekleyici faktörlerle olumlu yöne taşınabilir.

Kritik dönemde edilen deneyimlerin; görsel, dokunsal, işitsel algı gibi çocuğa büyük kazanımlar sağlayan alanlara etkisi büyüktür fakat bu yazımda daha çok dil edinim süreci üzerindeki etkilerinden ve işitme kayıplı çocuklarda kritik dönemin nasıl geçtiğinden bahsedeceğim.

Bireylerde bu kritik dönemin, çevreden alınan uyaranlarla kazanılan deneyimlerle doğrudan bir ilişkisi vardır. İşitme kayıplı çocuklarda, normal işiten çocuğa göre daha güç bir dönem olacağını söylemek mümkün. Eşit şartlarda doğmuş bebeklerin dahi kritik dönemlerini nasıl yönettikleri önemli bir etkenken, işitme kayıplı çocukta işler daha çok önem kazanacaktır. Yapılan araştırmalarda; sağlıklı bir fetüste, işitsel algı döllenmeden sonraki 7. Aydan itibaren yüksek seslere tepki verdiği ve kaba bir ölçümle bebeğin hareket ettiği gözlemlenmiş. Çocuk beynindeki nöral aktivite en çok işitsel uyaran geldiğinde ve çocuk bu uyaranı dinleyip anlamaya gayret gösterdiğinde artmaktadır.(**) Bu sebeple çocuklukların kritik dönemde fazla işitsel uyarana maruz kalmaları önerilir. Çocuk bu sayede öğreneceği dilin bileşenlerine ve dilin kullanımına ilişkin bilgi sahibi olacaktır. Fakat doğuştan işitme kayıplı çocuklar, embriyonik dönemden itibaren işitsel uyarandan uzak kaldıklarından dolayı, bu durum onları normal işiten akranlarına göre daha az sinaptik bağlantı ile doğmalarına sebep olur. Bu dil edinim sürecini büyük ölçüde geriletecektir. Bu sebeple işitme kayıplı çocukların tanıdan sonra en kısa sürede cihazlanması sağlanmalıdır. İşitsel girdiye ulaşmaları sağlanarak gerekli uzman yardımları, aile ve okul ortamları uygun hale getirilerek dil kazanımı hedeflenmelidir. İşiten akranlarıyla aralarında fark, özellikle kritik dönemdeki işitsel uyaran bakımından zenginleştirilmiş içeriklerle kapatılabilir. Yapılan araştırmalar; beyin plastisitesinin 2 yaşa kadar olan süreçte konuşma ve dil merkezlerinde oluşan hasarların %80 ine varan kısmını kurtarabildiği aynı zamanda yine kritik dönem ve beyin plastisitesi sayesinde doğuştan tek taraflı işitme kayıplı çocukların alacağı işitsel uyaran sayesinde ilerleyen yaşlarında normal işiten akranlarına daha hızlı yetişeceğini göstermektedir. Bu araştırmaların bulgularına göz atarken beynin her iki yarım küresinde konuşma ve dil merkezi olduğu unutulmamalıdır.

(*) Santrock,J.(2010).Child development.(13th edition).The United States Of America: McGrawHill Companies,Inc.

(**) Turan, Z. (2017). İşitmenin Doğası ve İşitmeye Yardımcı Teknolojiler. Ankara: Pegem Akademi

Yazar Hakkında
Toplam 5 yazı
Fatma Aleyna
Fatma Aleyna
Merhabalar,ben Fatma Aleyna. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Odyoloji 3. Sınıf öğrencisiyim. Soru ve önerileriniz için aleynacvk@hotmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara