KBRN

KBRN

KBRN

(Kimyasal- Biyolojik- Radyolojik- Nükleer Tehditler)

Dünya Savaşı’nda  Klor, Fosgen, Siyanür ve Hardal gibi kimyasal savaş ajanlarının kullanımı yaklaşık 90.000 kişinin ölümüne neden oldu. (1914)

Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atılan atom bombaları 250.000’den fazla kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın etkilenmesine sebep oldu. (1945)

Rajneeshe mezhebine ait teröristler Oregon’da restoranlarda salata barlarına Salmonella typhimurium bulaştırmışlardır. Olayda 751 kişide bağırsak enfeksiyonu oluşmuştur. (1984)

ABD de 11 Eylül saldırılarını takip eden haftalarda değişik kurumlara gönderilen şarbonlu postalar toplamda 22 kişinin enfekte olmasına ve 5 kişinin de ölümüne sebep olmuştur. (2001)

(COVID-19 ?)

………

Afet dediğimizde aklımıza ilk neler geliyor? Deprem, sel, heyelan, çığ.. Çoğumuzun bu sınıflandırmada yerini bilmediği ve tehlike boyutunun farkında olmadığı kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditler aslında afet olarak adlandırabileceğimiz bir kategorinin içinde yer alıyor.

Bir olayı afet olarak değerlendirmemiz için gerekli kriterler vardır.

Öncelikle bir olayı afet olarak değerlendirebilmemiz için ortada bir tehdit unsurunun bulunması gerekmektedir. Bulunan bu tehdidin insan hayatını kesintiye uğratması, can ve mal kaybına sebep olması ve en önemlisi; devlet yönetiminde, yaşanılan bu tehdide müdahale eden birimlerin müdahale edebilme kapasitesini aşmış olması gerekmektedir. Bu durumda meydana gelen olay afet olarak ilan edilebilir.

Tarihte KBRN

KBRN olarak adlandırdığımız durumlar büyük toplumları etkileyen afetler olarak tarihte çok fazla karşılaşılmıştır. AFAD kaynaklarına göre tarihte ilk MÖ 190 yıllarında Kartacalı general Hannibal’ın Bergamalı düşman gemilerini alt etmek için yılan zehiri kullandığı iddia edilmektedir. 1346 yılında ise Kefe kuşatmasında Tatarlar salgın oluşturmak için vebadan ölmüş insan cesetlerini mancınıkla şehrin içine atmışlardır.

Olaylar savaşlarla sınırlı kalmamıştır. 1984’de Hindistan’ın Bhopal kentinde böcek ilacı üreten bir fabrikada yapılan ihmaller sonucu 40 ton metil izosiyanat sızıntısı meydana gelmiş ve binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. Hepimizin az çok bilgi sahibi olduğu Ukrayna’da yaşanan Çernobil nükleer güç reaktöründe meydana gelen kaza sonucu yüksek miktarda radyoaktivite sızıntısı meydana gelmiştir. 2011 yılında ise Japonya’da yaşanan 9 büyüklüğündeki Töhoku depremi ve tsunami sonrasında Fukuşima bölgesinde nükleer santralde meydana gelen kaza, çevreye yüksek miktarda radyasyon yayılmasına neden olmuştur. Daha yakın tarihlere bakarsak Esad rejimi tarafından İdlib şehrine düzenlenen kimyasal saldırıda sarin gazı kullanılmış ve 100’den fazla kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Uluslararası KBRN Mevzuatlarında..

Savaş ve savaş tehditlerinin ortadan kaldırılamadığını fark edince, insanlar en azından savaş kurallarını daha insancıl hale getirmek için hukuksal bir çaba içine girmişlerdir. Özellikle NBC (nükleer, biyolojik, kimyasal) silahlarının keşfi ve savaşlarda kullanılması bu konunun Lahey antlaşmasında maddelere yer verilmesine neden olmuştur.

1899 ve 1907 tarihlerinde gerçekleşen Lahey Barış Konferanslarında özellikle kitle imha silahlarına ilişkin getirilmesi planlanan yasakların kapsamı çok dar tutulmuş, boğucu gazlar ve zehirli maddelerin bir savaş metodu olarak kullanımından vazgeçilmesi taahhüt altına alınmıştır. Ancak bu yasakları denetlemek amacıyla da herhangi bir mekanizma kurulamamıştır.

Yine kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı ile ilgili 108 ülkenin imza attığı ilk uluslararası belge olan Cenevre Protokolü’nde boğucu, zehirleyici ya da diğer gazların ve bakteriyolojik ajanlarının savaşta kullanılmasının yasaklanması söz konusu olmuştur ama depolanması ya da transferi hakkında hiçbir hüküm içermemektedir.

Ülkemizinde taraf olduğu; Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (1997), Biyolojik Silahlar Sözleşmesi (1974), Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (1980), Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması (1999) gibi önleyici sözleşmeler de mevcuttur fakat taraf olmayan ya da çekilen ülkelerde görülmüştür. Bu durum tehlikelerin hala var olduğunu kaza sonucu olmasa bile yapılan gizli çalışmalarla da ortaya çıkabileceğini göstermektedir.

COVID-19?

Korona virüs bahsettiğimiz tehditler içinde; insan hayatını tehdit etmesi, büyük bir nüfusu etkilemesi ve can kayıplarına sebep olması ile “biyolojik bir afet” olgusunu düşündürebilir ancak Dünya Sağlık Örgütü bu durumu “pandemi” olarak ilan etmiştir.

Yazar Hakkında
Toplam 2 yazı
Şeyma Erdemir
Şeyma Erdemir
İstanbul Biruni Üniversitesi AYAY son sınıf öğrencisiyim. İçeriklerim hakkında bana ulaşmak isterseniz; seyma@metokondri.com
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara